Memorial Ataşehir Hastanesi Organ Nakli Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yalçın Polat tarafından gerçekleştirilen muayene ve tetkikler sonucu karaciğer yetmezliği tanısı konulan Osman Gürbüz nakil sonrası duygularını şu sözlerle ifade etti:
“Fransa’da doktorlar çalışamaz raporu verdi”
1972 yılında Fransa’ya inşaat işçisi olarak gittim. Ailemle birlikte 40 yıldır Fransa’da yaşıyoruz. 2 kız, 3 erkek çocuk babasıyım ve 10 torunum var. 6 yıl önce şeker hastalığım ortaya çıktı. Fransa’da yaşadığım süreç içerisinde 3 kez yemek borularımdaki varisler sebebiyle kanama geçirdim. Sadece siroz tanısı konulmuştu ve bununla ilgili tedavi gördüm; fakat nakil ile ilgili bir bilgi verilmemişti. Sürekli halsizlik ve yorgunluklar yaşıyordum. Zaten doktorlar da çalışamaz raporu vermişti. 2011 yılında tatil için geldiğim memleketimde ise tekrar bir kanama geçirdim ve hastaneye kaldırıldım. Ve öğrendim ki bu hastalıktan kurtulmak için tek yol karaciğer nakliydi.
“Tek uyum damadım ile oldu”
Tedavimin nakil ile olacağını öğrendiğimde hemen kadavraya yazılmak istedim. Ailemden kimsenin verici olmasını istemedim; ancak çocuklarım kadavradan gerçekleşecek olan nakiller için çok beklenebileceğini biliyordu. Bunun için beklemek istemediler ve hepsi verici olmak için gereken testleri yaptırdı; fakat kimse ile uyum sağlanamadı. Uyum sağlayan tek kişi ise damadım İsmail oldu.
Hastanede yapılan tetkikler sırasında kan grubunun 0 Rh pozitif olduğunu öğrenen ve kayınpederine verici olan İsmail Başar nakil sonrası şunları söyledi:
27 yaşındayım ve 6 yıllık evliyiz. 3 yaşında da bir kızımız var. Fransa ‘da tekstil işi yapıyorum. Askerlikte kan grubumuz belirlenirken bana A Rh pozitif olduğuna dair bilgi verdiler. Ben de bugüne kadar öyle zannediyordum. Babama verici olmak isteyen eşimin ağabeyine gerekli tetkikler yapılırken onunda kan grubunu yanlış bildiğini görünce ben de tekrar bakılmasını rica ettim ve tahminim doğru çıktı. A Rh pozitif olarak bildiğim kan grubum aslında 0 Rh pozitifti. Babamız için de uygun olan kan grubu buydu ve o an verici olmak için hiç düşünmedim. Çocukları olarak her zaman babamızın yanındayız. Kayınpederim; yani babam ile artık biyolojik olarak da bir parçamız var.