Bağışlanan Her Organ Kurtarılan Bir Hayattır

1Türkiye’de organ nakli bekleyen hastaların sayısı gün geçtikçe artıyor. Organ nakli ile ilgili en önemli sorun ise bağış sayısındaki yetersizlik. Ancak dünya standartlarındaki organ nakil merkezlerimiz ve Türk doktorların deneyimi sayesinde nakil olmak için yurt dışına gitme dönemi sona erdi. Aksine yabancı hastalar ülkemize gelerek organ nakli oluyor. Organ naklindeki bu gelişmeler yüz güldürüyor fakat konunun toplumsal bir bilinçle ve bir devlet politikası olarak ele alınması gerekmektedir.

Organ bağışı 10 kat artmalı

Organ nakli için Türkiye ve dünyadaki en önemli engel, hastalara yeterli sayıda organ bulunamamasıdır. Sağlık Bakanlığı Böbrek Nakli Bilim Kurulu üyesi ve Türkiye Organ Nakli Kuruluşları Koordinasyon Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olarak belirtmeliyim ki; ülkemizde canlıdan canlıya nakiller daha çok yapılmaktadır. Organ bağışının az olması da buna etkendir. Türkiye’de bir yılda bağışlanması gereken organ sayısının milyon nüfus başına göre düşünüldüğünde 2000 – 3000 arasında olması gerekmektedir. Bu rakam maalesef 300 – 400 ile sınırlıdır. Yani günümüz şartlarında 10 kat daha fazla bağışa ihtiyaç olduğu görülmektedir.

Türkiye’de canlıdan nakiller Avrupa’dan daha fazla

Ülkemizde Avrupa ülkelerinde organ vericilerinin yüzde 80’i kadavra, yüzde 20’si canlı kaynaklıyken, Türkiye’de tam tersine organ vericilerinin yüzde 75‘i canlı, yüzde 25’si kadavra kaynaklıdır. Son yıllarda yapılan organizasyonlar ile ülkemizde kadavra verici bulma oranı az da olsa artmış görünmektedir. Ancak kadavradan nakillerin artması için hastaların beyin ölümünün gerçekleştiği merkezlere önemli görevler düşmekte, halkımızın da bu konuda duyarlı davranması gerekmektedir.

Kalite güveni arttırır

Sağlık sisteminin her kademesinde çok iyi hizmet vermemiz gerekiyor. Kaliteli hizmet ile güven de kazanılacaktır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da bu konuya açıklık getirmesi ile “organ nakli dinen caiz midir” sorusu da artık sorulmuyor. Kimi zaman da aileler bazen sosyal baskı hissedebiliyor. Hayatını kaybeden kişinin “organlarını sattınız” gibi bir yaklaşım nedeni ile insanlar çevrelerinden çekinip bağış yapmıyorlar. Bunlar yanlış ve dayanağı olmayan düşüncelerdir. Bağışlar ile birçok insanın hayatının kurtulabileceğinin unutulmaması gerekir. İnsanların nakil konusunda bilinçlenmesi ve bağışların artması ile yapılan karaciğer ya da böbrek nakilleri ile sağlıklarına kavuşan insanların sayılarının da aratacağına inanıyoruz. Kadavradan nakillerin toplumdaki organ nakli bilinci yerleştikçe artacağı görüşündeyiz.

Karaciğer yetmezliğinin en etkin tedavisi nakildir

Karaciğer tümörü ve yetmezliğinde Hepatit B, Hepatit C ve bunlara bağlı gelişebilen siroz önemli nedenler arasında sıralanır. Hepatit B’li hastaların %15’inde ileri evrelerde tümör ya da yetmezlik olabilir. Karaciğer yetmezliği ülkemizde de en çok Hepatit B’ye bağlı olarak gelişir. Batı toplumlarında ise alkole bağlı gelişen karaciğer yetmezlikleri daha çok görülmektedir. Karaciğer yetmezliğinin son evresinde olan hastalar için nakil sayesinde uzun ve kaliteli bir yaşam sağlanır.

Kansız karaciğer nakli riskleri azaltıyor

Nakillerde hastanın fizyolojisine çok dikkat edilmelidir. Çünkü ne kadar çok yan ürün kullanılırsa hastanın metabolizması o kadar bozulur. Ne kadar çok kan kullanılırsa hastanın ameliyat sonrası iyileşme süreci gecikir. Her kan alımı kişi için bir travmadır. Nakillerde az kan kullanmak hastaların yoğun bakımda 1-2 gün kalmasını ve en kısa sürede taburcu olmasını sağlamaktadır. Tabi karaciğer naklinde çok kan kullanılması gereken operasyonlar da olabilmektedir.

Böbrek nakli kronik böbrek yetmezliği hastalarının yaşam kalitesini artırıyor

Kronik böbrek yetmezliği kişisel olarak insan hayatı için son derece zor bir yaşam şeklidir. Haftada üç gün 4 -5 saat diyaliz makinesine bağlı kalınması, istenilen her aktivasyonun gerçekleştirilememesi, hastanın dilediği gibi su içip, istediği şekilde beslenememesi ve diyalizin olumsuz etkileri hastanın yaşam kalitesini oldukça düşürmektedir. Ancak başarılı bir organ nakli ve hastanın da nakil sonrası yaşam konusunda bilinçlendirilmesi sonrası kişi sosyal yaşamına kaldığı yerden devam edebilmektedir.

Yoğun bakım desteği hayat kurtarır

Nakil operasyonlarında anestezi ve yoğun bakım destekleri çok önemlidir. Örneğin; acil karaciğer yetmezliğine giren bir hastamız tam olarak 20 gün yoğun bakımda başarılı bir şekilde takip edildi ve daha sonra kadavradan nakli gerçekleştirdik. Bu hastanın hayatta kalmasında yoğun bakımın çok önemli payı vardı. Bu, organ naklinde başarıyı etkileyen önemli faktörlerden biridir. Hastalar taburcu edildikten sonra takibi de önemlidir. Hasta il dışında da olsa kontrolleri ve ilaç kullanımını düzenlemek için iletişim halinde olunmalıdır.

Nakil sonrası enfeksiyonların önlenmesi çok önemli

Organ nakillerinde genellikle hastalar, en çok organ reddi durumunda ve enfeksiyon oluştuğunda kaybedilebilmektedir. Doktorların ve hemşirelerin yer aldığı özel bir enfeksiyon komitesinin denetimi ile hastalar enfeksiyon riskine karşı korunmalıdır.

Nakil sonrası sağlıklı bir yaşam sizi bekliyor

Bir nakil hastası için ilk bir yıl oldukça önemlidir. Nakil sonrası çoğu insan yapmakta olduğu işe geri dönerek günlük yaşantısına devam edebilmektedir. Ancak ameliyat sonrası dönemde dikkat edilmesi gereken bazı durumlar vardır. Hastalar naklin gerçekleştiği merkez ile bağlantılarını asla kesmemelidir. Ameliyat sonrası enfeksiyon riskini önlemek için doktorlarının talimatlarına kesinlikle uymalıdır. Organ nakli hastanın iş ve sosyal yaşamına sağlıklı bir şekilde dönebilmesini sağlamaktadır. Örneğin; organ nakli olan kadınlar 2. yıldan sonra doğum yapabilmektedir. Ancak nakil olmuş hastaların evrelerindeki insanları nakil olduklarına dair bilgilendirmeleri de faydalı olacaktır.

Organ nakli yapabilmek her alanda üst düzeyde hizmet vermek demektir

Bir hastanede organ nakli yapılabilmesi için o merkezin üst düzeyde hizmet veriyor olması gerekmektedir. Çünkü organ nakli sadece ameliyatla ilgili bir işlem değildir. Organ naklinin öncesi ve sonrası süreci için o merkezin poliklinikleri, laboratuvarları, görüntüleme üniteleri, yatan hasta katları ve birçok kliniğinin ortak çalışması çok önemlidir.

Yanlış inanışlar organ bağışını engelliyor

Türkiye’de organ bağışının istenilen düzeye ulaşmamasında ve toplumda yeterli duyarlılığın oluşmamasında bilgi eksikliği, önyargılar ve yanlış inanışlar önemli rol oynamaktadır. Organ bağışı ve naklinde doğru zannedilip inanılan yanlışlar ile yıllarca diyalize bağlı kalan ya da organ bağışında bulunmayan birçok insan bulunmaktadır. İnanıyoruz ki; ilerleyen zaman ile bağış sayıları daha iyi rakamlara ulaşacaktır. Türkiye’deki ilk yüz nakli ve beraberindeki el, kol nakil ameliyatları ile birlikte meslektaşlarım ve bilim dünyası adına çok mutlu olduk Bu tür sevindirici gelişmeler sayesinde vatandaşlarımızdaki sosyal sorumluluk bilincinin artacağına organlarını bağışlayacaklarına inanıyorum. Kadavradan gerçekleştirilebilecek nakiller ile ilgili halkımızı bilinçlendirmemiz gerekiyor. Organ bağışı konusunda yeterli ve doğru bilginin aktarılması çok önemlidir. Sağlık Bakanlığı son yıllarda bu konu üzerinde başarılı çalışmalara imza attı; ancak daha çok gidilecek yolumuz olduğu da bir gerçek. Toplum bilinçlendikçe organ bağışına yaklaşımın da daha pozitif hale gelebilecektir.

24 Ağustos 2014